Siber Güvenlik konusu çoğunlukla yalnızca teknik bir konu olarak görülür. Oysa, teknik yeterliliğe ek olarak daha pek çok parametre taşır. Bu yeni parametrelerin pek çoğu aslında, siber güvenliğin “siber mücadele” çerçevesinde ele alınmasından kaynaklanır. Zira ucu açık, geçmişi, şu anı ve geleceği olan bir süreç olarak düşünüldüğünde, “güvenlik” veya “savaş” kavramlarından daha farklı bir perspektifte değerlendirilmesi gerektiği açıktır.

Kuşkusuz mücadelenin ana unsurlarının başında mücadele uzmanı gelir. Gerek bireysel çalışmalarda, gerekse takım çalışmalarında, uzmanın ideal performansını yakalamasında teknik becerilerinin yanında en önemli unsurlardan biri de zihinsel faktördür. Mücadele uzmanının başarıya ulaşmasında yalnızca teknik bilgi birikimini geliştirmek yeterli değildir.

Mücadele süresince takım olmanın kritik öneme haiz olmasının yanı sıra, mücadele uzmanı, aldığı görev kapsamında, görevi başarma amacının getirmiş olduğu psikolojik bir yük altında kalır. Bu yüke, görevin kendisinin önemi de eklendiğinde baskı oldukça artmaktadır.

Bazı uzmanlar neden bazı günler daha iyi performans gösterirken, bazı günler kötü performans sergilerler? Sürekliliği yakalamak neden bu kadar zordur? Neden kendi ideal performans durumlarını yakalayamazlar?
Yüksek performans sergileyip, öz yetenekleri ortaya koyabilmek, bir mücadele uzmanı için iki ana faktörü içerir. Bunlardan birincisi gerekli teknik beceriye sahip olmak, diğeri ise, gerekli mental ve zihinsel yeteneklere sahip olmaktır. Bunlardan birinin eksiklik göstermesi durumunda ideal performans durumu yakalanamaz.

Zihinsel ve mental yönden güçlü olmak ve mükemmel performans göstermek, katılımsal değil öğrenebilen bir davranıştır. Dr. Loehr, Mental Toughness Training

Bu noktada oluşan durum aslında ideal performans durumunun ta kendisidir ve bazı koşullara bağlıdır. Dr. Loehr bu koşulları şöyle sıralar. 

  • Kendini Motive Etmek ve Yönlendirmek
  • Olumlu ve Gerçekçi Olmak
  • Kendinden Emin Olmak
  • İstekli ve Hazır Olmak
  • Yoğunlaşmak ve Duyarlı Olmak

Motivasyon ve Yönlendirme

Motivasyon ve yönlendirme alışkanlığı ile bu alışkanlıkları eğilim, ideal performansa ulaşmak ve burada süreklilik sağlamak adına kilit öneme sahiptir. İdeal bir mücadele uzmanı, amaçlarını saptar ve bu doğrultuda gereken adımları atar. Amaç motivasyonun en temel bileşenidir. Sürekli motivasyon ancak belirli amaçlar doğrultusunda gerçekleştirilebilir.

Farklı bir anlayışla, aslında amaç anlamdır. Victor E. Frankl, “İnsanın Anlam Arayışı” kitabında amacın ve anlamın ne kadar kritik olduğunu şu çarpıcı örnekle açıklamaya gayret etmiştir;

Frankl, Nazi Almanyası döneminde, en büyük toplama kamplarından birinde altı yıl hayatta kalma mücadelesi veren ve doğal olarak yoğun gözlem yapma şansı edinmiş bir psikiyatrdır. Bulunduğu kampta herkeste sıtma virüsü olduğu bilinmektedir. Frankl, elindeki ekmeğini bir sigaraya değiştiren kişilerin ertesi gün sıtma virüsü nedeni ile öldüğünü, ancak ekmeğini koruyan kişilerin aslında sıtma virüsü barındırmalarına rağmen hayatta kaldıklarını gözlemlemiştir. Bu kişilerle yaptığı konuşmalarda, her birinin hedefleri ve hayatları için birer anlama sahip olduklarını tespit eder. Açıkça hayatta anlamı olanlar karnını doyurma ve hayatta kalma refleksleri geliştirmiş, yüksek performans göstermişlerdir. Sıtma virüsü barındırmalarına rağmen bu virüs vücutlarında aktive olmamıştır. Buna karşılık, amaçlarını geri plana atan veya yok eden kişiler, anlık zevkler peşinde ilerlemiş, vücudun koruma refleksleri çökmüştür.

Tüm bu anlatılanlar göz önüne alındığında, mental süreklilik ve ideal performansın yakalanabilmesi için kesinle mücadele uzmanının bir hedefe ve anlama ihtiyacı bulunmaktadır. Hedefler, kurum hedefleri olabileceği gibi, bireysel ya da birlik hedefleri de olabilmektedir.

Olumlu ve Gerçekçi Olmak

İdeal bir mücadele uzmanı, hiçbir şekilde inkar etmez, bahane uydurmaz ve gerçekleri saptırmaz. Son derece gerçekçi ve olumludur. Daima doğruya kanalize olur.

Genellikle iş veya kariyer kaygıları nedeni ile yaşanabilen bu olumsuzlukların, mücadelenin özüne doğrudan zarar verdiğinin bilinmesi gerekir. Süreci tüm çıplaklığı ile ele alıp, uygun analoji ve korelasyonları kurmak son derece önemlidir. Bireysel ya da birliksel kaygılar, mücadele ve onun unsuru olan görevlerden daha önemli değildir. Bu noktada mücadele uzmanı için doğrunun peşinde olmaya yönelik süreklilik, mücadele sürecindeki belirleyici faktörler arasındadır.

Kendinden Emin Olmak

İdeal bir mücadele uzmanı, baskılardan kaçmamalıdır. Yüksek strese mukavemet göstermeli, tersine zorluklar onu göreve ve ideale daha çok bağlamalıdır. Her zaman iç potansiyeline ulaşmak için çaba sarfetmelidir.

“Limitler korku gibidir ve genellikle ilüzyondur” diyen Michael Jordan, kariyeri hakkında bir soru sorulduğunda şu cevabı vermiştir:

Kariyerim boyunca 9000 den fazla şut kaçırdım. Yaklaşık 300 oyun kaybettim, 26 kere son atışı yapmam ve takımı kazandırmam için bana verilen güveni boş çıkardım. Başarımın sırrı bu kaybettiklerimdir.

İstekli ve Hazır Olmak

Mücadele uzmanı, herşeye hazır, huzurlu, enerji dolu ve sürekli pozitif olmalıdır. Koşullar ne denli kötü olursa olsun, daima çözüm odaklı olmak hem bireysel mücadele sürecinde, hem de birlik motivasyonu açısından itici kuvvettir. Mücadele uzmanının kararlı ve güçlü bir şekilde mücadeleyi sürdürmesi önemlidir.

Yoğunlaşmak ve Duyarlı Olmak

İdeal mücadele uzmanı, istikrarlı konsantrasyona sahip olmalıdır. Bununla birlikte neyin önemli olup, neyin olmadığını sezebilmeli, belirli bir anın sorumluluğunu üstlenebilmelidir. Etrafındaki olayları, insanları ve durumu doğru bir yaklaşımla algılamalı, analiz etmeli ve bu alanda doğru yönlendirmeler yapabilmelidir.

Ayrıca bir mücadele uzmanı aynı anda bir birliğin parçası olmanın ne demek olduğunu bilmelidir. Birlik içinde veya dışında duyarlı olmalı, insanların hayatlarına olumlu bir şekilde dokunabilmelidir. Kariyer hedefleri ve limbik sistem refleksleri doğrultusunda, başkalarının üzerine basarak hareket etmemelidir. Geride kimseyi bırakmama prensibi ile hareket edebilmeli ve başarısını birliği ile paylaşabilmelidir. 

Loehr, bu beş koşulu belirlerken, özellikle fiziksel aktivitelerin yoğun olduğu bireysel ve birliksel durumlara odaklanmıştır. Bu özellikler bir siber mücadele uzmanının sahip olması gereken özellikler olmasına rağmen, yeterli değildir(Necessary but not Sufficient).

Siber mücadele uzmanı, kurumsal hayatın da bir parçası olabildiğinden, bu koşullarak ek olarak, içinde bulundukları ortamın dinamiklerini de içeren ek donanıma da sahip olmalıdır.

Bu çerçeveden bakıldığında aslında yukarıda değinilen beş koşula ek üç koşuldan daha söz etmek mümkündür. Aşağıda vurgulanacak olan bu üç koşul, yalnızca siber mücadele uzmanına değil, ilgili ortamda görev alan tüm çalışanlar için faydalı olacaktır.

Ego

En önce anlaşılması gereken şey egonun ne olduğudur. Bir çocuk doğar. Doğduğunda kendisi hakkında hiçbir bilinci, bilgisi yoktur ve ilk farkına vardığı şey kendisi değil diğeridir. Bu doğaldır çünkü gözler dışa doğru açıktır, eller diğerlerine dokunur, kulaklar başkalarını duyar, damak yiyecekleri tadar ve burun dışarıyı koklar. Tüm bu duyular dışa doğru açıktır. Doğmanın anlamı da budur. Doğumun anlamı, diğerlerinin dünyasına gelmektir. 

Çocuk ilk önce annesinin farkına varır. Daha sonra, yavaş yavaş kendi bedeninin farkına varmaya başlar. Acıkır ve bedenini hisseder; ama bu beden diğerinin referansıdır ve dünyaya aittir. Çünkü, ihtiyacını giderdiğinde de bedenini unutur. Bir çocuk önce ötekinin farkına varır ve sonraysa ötekiyle kıyaslayarak yavaş yavaş kendisinin farkına varır. Bu farkındalık yansıtılmış bir farkındalıktır. O kendisinin kim olduğunun bilincinde değildir. O yalnızca annenin ve de onun kendisi hakkında ne düşündüğünün farkındadır.

Ego biriktirilmiş bir olgudur, başkalarıyla yaşıyor olmanın bir yan ürünüdür. Toplumun sizin kim olduğunuzu yansıtma şeklidir bir bakıma. Adım adım herkes sizin egonuza bir şeyler katar. Ve dış dünyanın gerçekleri, size hazza ulaşmada bazı kuralların olduğunu öğretir.

Ego dış dünyanın gerçekleri ile iç dünyanın hazzı arasında dengeyi sağlayan bir araçtır. Günümüzde, hastalıklı rekabet ortamının yarattığı zahiri kavramlar ile insani değerlerin dejenerasyonu, ego’yu başka bir seviyeye çıkarır.

Mücadele uzmanı narsist davranışlar sergilemez. Kendi konumunun, eksikliklerinin ve gücünün farkındadır. İdeal mücadele uzmanı, kişilerle değil hedefiyle yarış halindedir. Kendi çıtasını ve standardını yükseltmeye çalışır.

Hiç kimse 1 metre sıçrayarak geçeceği duvardan, 2 metre sıçrayarak geçmeye çalışmaz.

Bu noktada mücadele uzmanı, daima hedefi daha yükseğe koyarak, gerçeklikle kopmadan amaçları doğrultusunda yoluna devam eder. Ben-merkezci, yaptığı en ufak şeyi dahi başarı olarak adleden, kendisine aşkından gözü kararmış, etrafındakileri sürekli küçük düşürme eğiliminde olan, empati kuramayan, merhametsiz, daima talepkar olan narsistik davranışları yok sayacak, bu davranışlara maruz kaldığında, bunların yarattığı hislerle hayatına yön vermeyecek kadar mukavemet sahibidir. Hedefe odaklıdır.

Limbik Sistem

İnsanın savunma-sakınma (flight or fight), duygusal tepki, cinsel davranışlar, korku, nefret gibi güdülerinin kontrol edildiği bölgedir. Limbik sistem yönünde ilerleyen bireyler, her zaman temel dürtüleri ile hareket ederler. Anlık karar alırlar, narsist eğilimleri de yüksektir.

İdeal mücadele uzmanı, limbik sistem yerine, prefrontal cortex’ini ön plana çıkarır. Uzun vadede mücadeleyi başarıya götürecek stratejiler üretir. Ani durumlara ve stresli anlara, olayı analiz etme ve doğru karar alma yönünde tepki gösterir. Paniğe kapılmaz. Hislerini kontrol altına alabilir. Bununla birlikte, haksızlık, mobbing gibi olumsuz durumlara karşı hissiz değildir. İdealisttir.

Yalnızca kendi limbik sistemini kontrol altında tutmakla kalmaz, ayrıca çalıştığı ortamda ideal performans durumunu etkileyebilecek limbik sistem odaklı davranışlara karşı mukavemet geliştirir, onları mücadelenin faydasına yönetmeyi bilir.

Ayrıca limbik sisteme maruz kalan bireylerde isteksizlik, sürekli şikayet, motivasyon problemleri görülür. Bu noktada mücadele uzmanı, bu hislerden uzak kaldığı gibi, ekip içerisinde motivasyonu ve isteği yöneterek daima olumlu bir enerji yayar. İnsiyatifi ele alır.

Beyindeki Filler

Yukarıda anlatılan tüm koşullara ek olarak sağlanması gereken son koşul beyindeki hokkabaza sahip çıkmaktır. Beyindeki fillerden kasıt, kişinin kendi kendisine kurgu yaparak, kendisini olmayan bir şeye yönelik olarak doldurmasıdır. Sözgelimi, bir çalışan bir başka çalışan ile bir konu konuşur, bunu duyan müdür başka birkaç olayla bunu birleştirerek, kafasında belirli bir yargıya varır. Bu yargılar, çoğunlukla yanlış çıkar. 

Yine kişilerin kariyer ya da başka hırsları ile kendi ekip arkadaşlarını zor durumda bırakması buna örnek olarak gösterilebilir.

Mücadele uzmanı, tamamen kendisi ile yarış içerisindedir. Kişilere destek olma ve birlik olma eğilimindedir. Bu doğrultuda, kafasında kurgu yaratmaktan uzaktır. Bilgiler cortex’de süzülür. Art niyet beslemez. İdeal performans durumuna ve kendi iç potansiyeline odaklıdır. Mücadeleye zarar verecek her şeyden kendisini geride tutar.

Başarının yolunun başkalarını yok etmekten geçmediğini çok net bilir. Aksine, birlik arkadaşının yücelmesine ve yıldızlaşmasına izin verir, destekler.

Kendini Yenmek

Dünyanın önde gelen sporcuları(yoğun fiziksel ve mental aktivite uzmanları) en zor rakibin kendileri olduklarına inanırlar. İnsanın en zor rakibinin kendisi olduğunu fark etmesi, kendisini istediği gibi olmaktan alı koyan düşünce ve davranışların farkına varması ve bu olumsuz duyguları, olumlu duygu ve davranışlara çevirmesi çok önemlidir. Bu nedenle kritik olan sonuçlara odaklı pragmatist yaklaşmak değil, mükemmel performans göstermeye yoğunlaşarak, yapabileceğinin en iyisi yapmaktır. Sonuç bu sürecin sonunda gelecektir.

Kazanma ya da kaybetmeye yoğunlaşmak yanlış bir stratejidir. İnsanı hata yapmaya zorlar. Kaslar gerilir, kaygı ve endişe artar, soğukkanlılık kaybolur ve en nihayetinde ortaya kötü bir performans çıkar. En zor şeyin insanın kendisi ile savaşması olduğunu vurgularken, bu uğraşın rakibi yormaktan daha zor ve yorucu olduğunu kabullenmek gerekir.

O halde önce istemek, sonra zihinsel ve teknik açıdan güçlenmek gereklidir. Buna göre bir mücadele uzmanını başarıya götüren bazı inanç kalıpları şöyle sıralanabilir:

  • Her an yapabileceğimin en iyisini yaparım
  • Koşullar ne olursa olsun, olumlu ve çözüm odaklı kalırım
  • Duygu, düşünce ve davranışlarımın bütün sorumlulukları bana aittir.
  • Yaptığım hatalar için ucuz gerekçelere dayanmam. Telafi ederim

Bütün bu süreçte asıl amaç mücadele uzmanının gelişimi, ideal performansını yakalaması ve mücadeleye olumlu katkı vermesi olarak görülebilir. Ancak ideal bir uzmanın bir başka sorumluluğu daha vardır ve bu ideal performans çerçevesinden bakıldığında sürecin bir parçasıdır. Ayrı görülemez.

Mücadele uzmanı, çevresindeki insanların, birlik arkadaşlarının yahut yetiştirdiği insanların hayatlarına dokunmalıdır. Yukarıda Michael Jordan’ın başarı ve denemek üzerine söylediklerine ek olarak, aslında kendisine hisleri sorulduğunda, ideal performansına erişirken aşağıdaki ana motivasyonunu koruduğu gözlenmiştir.

Umarım duyularına dokunmayı başardığım milyonlarca insan, kendi amaçlarını, çalışmalarını ve gösterdikleri kararlılığı paylaşma konusunda yeterince istekli ve pozitiftir.

İdeal performansını yakalamış ve mücadelenin herhangi bir şekli ile başarılı olmuş insanlarda gözlenen ortak tutum, her birinin, sürecin bir noktasında, çevresine karşı sorumluluk taşımasıdır, bakış açısını buna göre şekillendirmesidir.

Siber Mücadele süreci çoğunlukla birlik ile yürütülür. Sürecin sürekliliği ve iç huzuru açısından, iç potansiyele hem teknik hem mental olarak ulaşmada sorumluluk bilinci oldukça önemlidir.

Cyber Struggle Özel İhtisas Kurslarının tamamı, yalnızca kursiyerleri teknik açıdan donatmaz. Sıradışı metodolojisi ve uygulamaları ile onların iç potansiyellerini ortaya çıkarır, bakış açılarını değiştirir ve ideal performans durumuna ulaşmaları için gerekli alışkanlıkları ve donanımı kazandırır. Bu açıdan bakıldığında, özel kuvvet yapısını benimsemiştir.